Merhaba;

Bu yazıyı okuduğuna göre muhtemelen internet sitemi  şu an ziyaret ediyorsun. Benim 30 yıllık ömrüme sığan eğitim, iş hayatı tecrübeleri senin ne kadar ilgini çeker bilmiyorum ama bir portfolio sayfası açacaksan kendini tanıtman lazım diyorlar. Kısaca anlatmaya çalışacağım. Kısaca anlatmayı becerebileceğimi zannetmiyorum yalnız baştan uyarıyım!
 
13.06.1987 Ankara / Altındağ doğumluyum. İsmine gecekondu denen ve Türk milletinin tek gece de kondurduğu muhteşem barınma ve yaşam alanını tam 15 yıl kullanmış bir insan olarak sobadan kaloriferli eve geçişim lise yıllarıma denk gelir. Playstation'da Messi'ye çalım attıran değil arsada taştan yapılmış kalelerde mahalle maçları yaparak büyümüş bir neslin aslında son temsilcilerinden biriyim. Olayı bu kadar ajite etmeye gerek yok aslında. En azından bizde Atari denen oyun konsolu ile Mario yönlendirip prenses kurtarmış, ortaokul yıllarımızda da en azından FİFA 98 oynayıp yalandan dünya kupası kaldırmış bir nesiliz. 80'lerin sonu 90'ların başında Türkiye'de nefes almış bu kuşak aslında her şeyi biraz biraz da olsa tatmış bir nesil. Ve o neslin bir parçası olmayı her zaman sevdim...
 
Eğitim hayatıma gelince. 4+4+4 yoktu biz de mesela. Henüz icat edilmemişti en azından! İlköğretimi 8 yıl okumak zorunluydu ve bu dönemi Altındağ sınırlarında bulunan Halim Şaşmaz İlköğretim Okulu'nda tamamladım. Matematik'i ilkokul 2. sınıf kümeler konusu ile birlikte noktaladığımdan mütevellit doğru düzgün bir lise kazanamadım. Matematik zayıf olunca bir Anadolu Lisesi, Süper Lise, Fen Lisesi felan okumak mümkün olmadı. O zamanlar bu tip okulları kazanamazsanız bari meslek sahibi olsun kaygısı ile meslek lisesine yazdırırdı büyükleriniz sizi. Yazıldığım okul ise Yıldırım Beyazıt Endüstri ve Meslek Lisesi / Bilgisayar Yazılım bölümü oldu. Ankaralılar bilirler okulumuzun diğer adı ÇİN ÇİN COLLEGE'dir :) Ankara'nın Çin Çin semtine çok yakın olduğu ve kavgalarıyla meşhur bir okul olduğu için bu isimle anılırdı. Lise'ye başladıktan sonra ki eğitim hayatını özetle deseniz ben size cevap olarak DİKEY ve YATAY GEÇİŞ derdim. Hemen açıklayayım 'O ne demek yaa!!!' diye düşünmeyin. Meslek Lisesi 1. sınıfta almış olduğum puan sayesinde dikey geçişle Yıldırım Beyazıt Teknik Lisesi'ne, meslek ve teknik lise mezunlarına YÖK tarafından verilen hakkı kullanarak yine dikey geçişle 2 yıllık Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama Bölümüne, buradan mezun olduktan sonra ise yatay geçiş hakkını kullanıp 4 yıllık Anadolu Üniversitesi AÖF İşletme bölümünü okudum ve hepsinden de mezun oldum. Diplomalar bende :) Dikkat ettiyseniz hiç bir okulu sınavla kazanmadım. Yukarıda da belirttiğim üzere Matematik ben de kümelere geçişimiz, çarpım tablosunun sona ermesi ile bitti ve ben hiçbir okula herhangi bir sınava hazırlanarak girmedim! Alengirli yollardan dolanıp okumayı tercih ettim de diyebiliriz...
 
İş hayatım Hacettepe Meslek Yüksek Okulunun bitişi ile başladı. İlk sene staj yapmaya başladığım ve ikinci senede de stajımı tamamladığım Palaswork Bilişim Hizmetleri isimli bir firma da mezun olduktan sonra da çalışmaya devam ettim. Toplu SMS, Web Sayfası Tasarımı, Yazılım ve İçerik Yönetimi gibi iş kollarında faaliyet gösteren bir firmaydı. Eğer yeni bir mezun arkadaş bu bölümü okuyorsa kendisine küçük bir bilgi vereyim. Yeni mezunsanız ve çalıştığınız firma bunu biliyorsa muhtemelen uzun süre ya hiç para alamayacaksınız ya da sadece yol paranız karşılanacak. Yaklaşık 6 ay çalıştım ve tek kuruş para vermediler! 'Manyak mısın niye çalışmaya devam ettin?' diyenleri duyuyor gibiyim. Çok genç yaşlarda insan zamanla birşeylerin düzeleceğine dair daha çok inanç besliyor. Yani şöyle düşünüyorsun bir nevi: 'Sen yeni mezunsun. Biraz çalış, gözlerine gir. Nasıl olsa sana da maaş bağlayacaklardır.' Herşey güzel olacak polyanalığından kurtuluşu insanın 25'li yaşlarına denk geliyor genelde. Bu söylediğimin farklı versiyonlarını her mezun arkadaşımız ülkemizde yaşıyor. Ya uzun süre işsiz kalıyorsunuz yada ilk çalıştığınız işletme sizi sömürüyor. Toplam üniversite mezunlarının %25'i şu an işsiz olduğuna göre ülkemizde bu süreci kesin yaşıyoruz. Artık para alamayacağıma kesin olarak kanaat getirdiğimde ( 'aferim kafan çalışmış sonunda' diyenlere selamlar) ayrıldım ve yaklaşık 8 ay iş bulamadım. İş görüşmelerine gittiğinizde size 'İş tecrübeleriniz nelerdir?' sorusunu soran İK personeline 'Yeni mezunum!' dediğiniz anda muhtemelen eleniyorsunuz. Usta - çırak ilişkisi artık zamanımızda yok. Mezun olduğun anda herşeyi bileceksin. Ama bugün Türkiye'de bütün iş adamlarının ortak sorunu olan 'kalifiye teknik eleman bulamıyoruz' yakınmasını çözecek Meslek Liseleri, Meslek Yüksek Okulları ne yazık ki ülkemizde yok. Ve mezun olanların büyük bölümü de zaten bu nedenle mezun olduğu meslekte devam edemiyor. Ben de devam etmedim. 8 ay sonra önce Ankara'da kurulup sonra merkezi İstanbul olan ve yine en son yayın hayatını Ankara'da tamamlamış olan Kanal Biz TV'de çalışmaya başladım. 'TV - Basın sektörü ne alaka?' diyebilirsiniz tabi. 8 ay işsizsen artık bir yerlerden başlamalıyım diyorsun. O bir yer neresi olursa artık. Bana da TV - Basın sektörü denk geldi. Kanalın reji (yayın) odasında KJ Operatörü olarak işe başladım. 'KJ Operatörü nedir?' derseniz; haber bültenlerinde 'FLAŞ FLAŞ FLAŞŞŞ' diye gördüğünüz alt yazılar var ya hani. İşte onları yazan kişiye KJ Operatörü deniyor. Zaman içinde personel yokluğundan Ana Kumanda, Stüdyo Kameramanlığı gibi birçok kolunda da görev aldım. Yaklaşık 2.5 yıla yakın süren TV maceram birgün büyük bir medya platformunun avukatlarının TV'ye ait tüm alet edevata haciz uygulaması ile son buldu. Kanal Biz TV sürecinden 200-250 sayfalık bir roman yazılır ama konumuz o değil şimdi! Arkasından iki büyük organizasyonda 3D Detay Kameramanı olarak görev aldım. Layat Yapım firması adına 2011 yılında Trabzon'da gerçekleştirilen EYOF'da (Avrupa Gençlik Olimpiyat Oyunları) çeşitli branşlarda yapılan karşılaşmalarda görev aldım. Yine aynı yıl içerisinde Ankara'da düzenlenen Yıldız Bayanlar Dünya Voleybol Şampiyonası müsabakalarında 3D detay kameramanlığı yaptım. Tabi bu iki işin zaman dilimi turnuva süresi diyebiliriz. Yani 20-30 günlük süreler içinde yapılan karşılaşmalarda görev alıyorsunuz ve turnuvalar bittiği anda tekrar işsizsiniz! Voleybol Şampiyonasından 1 ay sonra yani Ekim 2011 diyebiliriz. Bugün hala basın / yayım hayatına devam eden Yurt Gazetesinin Ankara bürosunda çalışmaya başladım. Ankara bürosu 2.5 yıl çalışmış olduğum Kanal Biz TV'nin binasıydı ve o 2.5 yıl içinde kurmuş olduğum iş ilişkileri bana Yurt Gazetesinde çalışma imkanı sundu. Gazetenin kuruluş aşamasıydı ve Ankara'da yapılması gereken tüm idari işler (binanın yenilenmesi, elektrik, su, telefon vs.) gibi süreç benim tarafımdan planlandı ve yürütüldü. Ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle gazetenin açılması 1,5 ay ertelendi ve gazete yayın hayatına başladığında birlikte çalışmak mümkün olmadı. Küçük bir dipnot düşeyim. Yurt gazetesinde yaklaşık 2 ay görev aldım ve o 2 aya ait maaşımı hala vermediler. Bunu yapan kişilerin hak - hukuk - demokrasi naralarını TV'lerde, gazetelerde ne zaman görsem acı acı gülerim! İş hayatında yaşadıklarınız aslında en büyük hayat tecrübeniz. Güven duymak iyidir. Ama siz siz olun, iş hayatında bir sözleşmenin altına imza atmadan hiç kimse ile çalışmayın! 
 
TV - Gazete - Basın sektörü üzerine 2 tecrübem daha var. Kurultay.net ve yakinplan.tv internet haber portallarında toplam 6 ayı bulan haber editörlüğü geçmişine de sahibim. Aslında kendime haber editörü demek bu sektöre büyük emek vermiş ustalara saygısızlık. Haber takibi yaptım diyelim. Gün içerisinde yaşanan ülkemiz ve dünyada ki güncel olayların haberleştirilip, internet ortamına taşınması, ilgili haber görsellerinin hazırlanması görevi. Biraz ekonomik, biraz eş - dost talepleriyle yapılan kısa zaman işlerdi ama bugün rahatlıkla iş tecrübesi olarak yazabilirim. Hatta gazetecilik okuyan veya yeni mezun arkadaşlara tavsiyemdir. Eğer para ile olan ilişkileriniz henüz başlamadıysa, bir süre kendinizi idare edebilecek ekonomik güce sahipseniz 3-4 arkadaş bir araya gelerek mutlaka internet haberciliğini deneyin derim. Günümüz Türkiye'sin de artık editoryal bağımsızlıktan, özgür gazetecilikten bahsetmek çok zor ve bu mesleği yapmayı düşünüyorsanız mutlaka kendi özgürlüğünüzü koruyabileceğiniz bir alan yaratmaya çalışın.
 
TV - Basın sektörünün merkezi İstanbul'dur. Ankara'da büyük TV kanalları sadece ofis açarlar veya onu bile açmazlar. Bu ofislerde yayın bölümünde çalışan kişiler neredeyse emekli olana kadar yerlerinden kıpırdamazlar. Sektör de daralma olmadıkça yada TV kanalı küçülmeye gitmedikçe işten kovulma veya iş değiştirme ihtimalleri neredeyse yoktur. Ankara merkezli açılan TV kanalları ise genelde 1-2 yıl içinde ekonomik nedenlerle kapanır. Çalıştığım TV kapandıktan sonra Ankara piyasasında tekrar iş bulabilmek yukarıdaki nedenlerle çok zordu. Ve tabi iş bulamadım... 25 yaşında tekrar 'Şimdi ne yapmalıyım?' sorusunu kendime sorduğumda imdat sirenini Babam Bülent İşcanoğlu çaldı. 2,5 yıl içerisinde kazandığım paranın suyunu çekmeye başladığı ve ne yapacağımı bilemedim bir dönemde 'Mezun olduğun sektöre niye dönmüyorsun? Git bir kursa yazıl, parasını da dert etme.' diyerek Bilge Adam Yazılım Teknolojilerinde herşeye yeniden başlamamı sağlayan CANIM BABAMA buradan tekrar teşekkür ederim. 50 yaşımıza da gelsek Anne - Babalar için evlatları hala çocuk. Ve çocukları üzülmesin diye öyle büyük fedakarlıklar yapıyorlar ki önlerinde sadece saygıyla eğilinir. Yaklaşık 2 sene boyunca (ilk 6 ayı sadece kursa gittim sonrasında tekrar çalışmaya başladım) sırasıyla Grafik ve Web Tasarımı / Yazılım ve Veri Tabanı / 3Ds Max ve Autocad bölümlerinden 300'er saatlik eğitimler aldım ve hepsinden de mezun oldum. Sertifikalar bende... Aslında bu eğitimlerin içinde başladığım günden itibaren ilgimi çeken ve bu sektörde devam etmeliyim dediğim alan Grafik ve Web Tasarımı idi. Ve öyle de yaptım. Temmuz 2012'den itibaren çalıştığım tüm firmalarda ana görevim Grafikerlik oldu ve hala da bu sektörde devam ediyorum. İlk olarak Grenada Life Spor Merkezinde görev aldım ve 3 ay sonra buradan ayrıldım. Bu süreçte spor merkezi için hazırlanması gereken afiş, broşür, var olan internet sayfalarının banner / manşet alanlarının görsellerinin hazırlanması ve yaratılması düşünülen yeni markaların web sayfalarının hazırlanması süreçlerinde görev aldım. Aslında bu 3 ayın içerisine benden talep edilen işlerin büyük bölümünü sığdırdığım için bana ihtiyaç kalmadı ve ayrılmak zorunda kaldım. Hemen arkasından ise Eğitimiş Sendikası dönemi başladı ve yaklaşık 9 ay sürdü. Burada da sendikaya ait afiş, broşür, el ilanı, web sayfası banner / manşet alanlarına ait çalışmaların hazırlanması ve sendikanın genel evrak işlerine yardımcı olunması gibi görevlerde yer aldım. Zaman içinde evrak işleri, grafik işlerinin yerini fazlasıyla almaya başlayınca ayrılma kararı aldım. 2 yıl boyunca Bilge Adam'da vermiş olduğum emeğin para kaygısı ile yok olmasını istemedim. Bugün doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Şu an çalışmakta olduğum Yunus Marketler Zinciri'nde Haziran 2017 itibariyle 4. yılımı dolduruyorum. Hem çalışma ortamımdan mutluyum hem de sadece kendi yapmak istediğim meslek üzerine devam edebilmenin huzuru içindeyim. O huzura yaklaşık 8 sene de kavuştum. Bu söylediğim şey çok kıymetli. Eğer çalışma ortamınızda o huzuru yakalayabiliyorsanız ve önünüze çok ekstrem teklifler gelmiyorsa iş yerinizi kolay kolay değiştirmeyin.
 
Yunus Marketler Zincirinde ilk işe başladığım dönemde daha çok internet sitesinin görsel ve içerik olarak güncellenmesi, insert, afiş, bilboard, raket ve 7x40 ismini verdiğimiz gazete ilanlarının hazırlanması aşamasında görev alıyordum. Zaman içerisinde bu işlere ek olarak (yaklaşık 2 yıldır ana görevim bu oldu) yeni açılması planlanan ve ya yenilenecek olan eski mağazaların iç ve dış konsept reklam çalışmalarının hazırlanması, bu işlerin takip ve kordinasyonu'nun yapılması, mağazanın açılış gününe hazır hale getirilmesi noktasında görev almaya başladım. Son 2 yıl içerisinde Yunus Marketler Zincirine ait yaklaşık 30 mağazanın sıfırdan açılması ve ya yenilenmesi süreçleri tarafımca kordine edildi. İnternet sitemde yer alan Portfolio / Mağaza Çalışmaları linkine tıklayarak bu süreçte hazırladığım bazı görsel çalışmalara erişebilirsiniz. (Bu bölüm biraz reklama girdi. İdare edin...)

Belki daha çok şey yazabilirim ama daha fazlası seni de sıkacak biliyorum. Hatta muhtemelen sıkılıp yazının sonunu dahi beklemedin. O nedenle birkaç kelime ile toparlayayım. Kendi adıma gerek eğitim hayatım, gerekse iş hayatım boyunca yapmış olduğum birçok şeyden mutluyum. Şunu da yapmalıyım dediğim şeyler hala var ve hala daha iyisini yapabilmeye dair inancımı sıkı tutuyorum. 20 yaşınızın toy mezun dönemi de 30 yaşınızın verdiği 10 yıla yakın deneyim de sizin geçmişten bugüne taşıdığınız mirasınız. İnsan kendi mirasına sahip çıkmalıdır ve ben kendi adıma öyle yaptığım inancındayım. Elbet yaptığım işleri beğenmeyenler, burun kıvıranlar olacaktır. Bu da yapmış olduğumuz mesleğin doğasındandır. Görsele dayalı her iş beğeniye açıktır. Beğenmeyenleri de sevmeyi öğrendiyseniz hayat size her zaman yardımcı olacaktır.

Saygı ve sevgiler...